Hatırla
   
 
Duyuru NO: 14612 Sağlık Bakanlığı Tarafından TBMM'e sunulan Tam Gün Yasa Tasarısı'nın Gerekçeleri
 
10.06.2009 Toplam 412 kez okunmuştur.
Mecliste yasalaşmayı bekleyen Tam Gün Yasa Tasarısı’nın genel gerekçesinde, öğretim üyelerinin kısmi zamanlı çalışmalarının eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerinde verimsizliğe yol açtığı, kamu sağlık hizmetlerinin ana hizmet sunucusu olarak korunması gerektiği kaydedildi

Sağlık Bakanlığı, üniversite hastanelerinde mesai dışı yapılan özel muayenelerin zamanla mesai içine çekildiğini, poliklinik hizmetlerinin asistanlarca yürütüldüğünü, bunun üniversitelerin eğitim görevini olumsuz etkilediğini bildirdi.
Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve yasalaşması için Meclise gönderilen Tam Gün Yasa Tasarısı’nın genel gerekçesinde, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın bileşenlerinin aynı zamanda tam gün esasına geçişin altyapısını oluşturduğu belirtildi. Hekimlerin bir yandan kamu hizmeti sunarken, diğer yandan kısmi zamanlı çalışma düzeninin halkın sağlık hizmetine erişimini olumsuz yönde etkilediği dile getirildi.
Tam Gün Yasa Tasarısı’nın genel gerekçesinde, üniversite hastanelerinde öğretim üyelerinin özel muayenesinin, serbest çalışma uygulamasının kamu kurumu içine taşınmış hali gibi olduğu vurgulandı. “Mesai dışı özel” adı altında yapılan düzenlemenin, serbest çalışma düzeninin kamuda sürdürülmesi olarak nitelendirilebileceği dile getirilen gerekçede şunlar kaydedildi:
“Ne var ki mesai dışı olan özel muayeneler zamanla mesai içine çekilmiştir. Bu uygulama ne yazık ki öğretim üyelerinin, özel olmayan vakalara poliklinik ve yataklı tedavi hizmeti sunmasında verimsizliğe yol açmaktadır. Hatta zaman zaman poliklinik hizmetlerinin asistanlarca yürütüldüğü görülmektedir. Bu durumun üniversitelerimizin eğitim görevini de olumsuz etkilediği bir gerçektir. Bu yapısına rağmen, ‘özel’ tanımı içinde algılanan hizmet karşılığının hekime yansıması sınırlı kalmakta ve çalışan memnuniyetine de beklenen katkıyı genellikle yapamamaktadır. Bu uygulama, bir yandan asistan eğitimini ve hasta bakım hizmetlerini olumsuz etkilerken, diğer yandan hizmet alanlar arasında ayırımcılığa yol açmakta, hizmet sunanlarda ise yeterli memnuniyet sağlayamamaktadır. Kısmi zamanlı çalışma düzeninin tüm sakıncaları bu çalışma biçimi için de geçerlidir. Bu tür uygulamalar hastalar için hakkaniyet içinde hekim seçme özgürlüğü yerine, başka bir seçenek bırakılmaksızın cepten ödeme suretiyle hizmet almazaruretini doğurabilmektedir.”
Para ilişkisi güveni zedeler
Gerekçede, kısmi zamanlı olarak kamu sağlık kurumları dışında sunulan hizmetlerin, kamuda verilen sağlık hizmetinin yükünün paylaşılması yerine, bazen kamusal hizmete erişim aracı haline getirebildiğine dikkat çekildi. Kısmi zamanlı çalışma sisteminin, kamu kurumunda verimlilik azalması sonucunda hastanın bilinçli veya durumsal olarak özel sektöre yönlendirilmesi sonucunu doğurduğu gerçeğinin inkâr edilemeyeceği vurgulanırken, “Hekimle hastası arasında doğrudan para ilişkisi bulunması, hastalarımızın sağlık hizmetine erişimini zorlaştırmakta, güven ilişkisini zedeleyebilmektedir. Bu, hekimlik mesleğinin itibarı açısından da kabul edilemez bir durumdur. Sistem, kamu yararı ile birey yararı arasında çıkar çatışmasına fırsat vermemeli, kamusal kaynaklarla oluşturulmuş olan kadroların her halükarda kamu yararına hizmet eder hale getirilmesi güvence altına alınmalıdır. Hastaların serbest çalışma ortamlarına yönlendirildiği kanaat ve iddialarını bertaraf edecek, kamu hastanelerimize duyulan güvene ve hekimlerimizin saygınlığına gölge düşmesine izin vermeyecek bir düzenleme yapılması kaçınılmazdır” denildi.
Zor ve riskli bir mesleği üstlenmiş olan hekimlerin, yoğun ve stres dolu bir günün yorgunluğundan sonra, başka bir mekânda çalışarak hastalarını görmesinin, tedavi ve kontrol sorumluluğunu üstlenmesinin mesaisini ciddî bir şekilde böldüğü bildirildi.
“Özelde çalışan başarılıdır” imajı var
Özelde çalışma serbestisinin kamuda tam zamanlı çalışan hekimlere de yansımaları olduğu, bu personelin verimlilik ve motivasyonunu olumsuz etkileyebildiği ifade edildi. Gerekçede, “Özel sektörde çalışma kimilerince ‘başarılı hekim’ olmanın kriteri olarak sunulabilmekte, ilkeleri gereği veya herhangi bir nedenle sadece kamu sektöründe hizmet veren hekimler çevrelerinde sorgulanabilmektedir. Hekimlerin bu tür tercih ile karşılaşmadıkları, mesai açısından ve zihinsel olarak bölünmüşlük yaşamadıkları, hasta memnuniyetini daha kolayca hedefleyebildikleri, emeklerini bir noktada yoğunlaştırabilecekleri ortamın oluşturulmasında zaruret bulunmaktadır” denildi.
Üniversitelerde öğretim üyelerinin genel olarak kısmi zamanlı çalışmalarının eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetlerinde de verimsizliğe yol açtığı dile getirilirken, bu verimsizliğin giderilebilmesi için öğretim üyelerinin bütün birikimlerini tam zamanlı olarak üniversiteye vermeleri gerektiği ifade edildi.
Piyasa şartlarına terk edilemez
Sağlık hizmetlerinin piyasa şartlarına terk edilemeyeceği vurgulanan gerekçede, özel sağlık hizmetlerinin makul büyüklükle sınırlanması, kamu sağlık hizmetlerinin ise ana hizmet sunucusu olarak yetenek ve kapasitesinin korunması gerektiği bildirildi. Tam gün çalışma sistemine geçerken kamu sektöründe çalışmayı teşvik edecek düzenlemelere de Taslak’ta yer verildiği, bu kapsamda mesai dışı çalışma karşılığı ayrıca ek ödeme verilmesi, nöbet ücretlerinin yeniden tanzim edilerek artırılması, mali sorumluluk sigortası ile hekimlere mali güvence sağlanması, bireysel emeklilik planlarına iştiraklerinin teşviki ile emeklilikte gelir azalışlarının telafi edilmesi ve üniversiteler ile devlet hastaneleri arasında karşılıklı çalışma imkânının genişletilmesi konularında düzenlemeler yapıldığı kaydedildi.
Sorumluluk sigortası güvence oluşturacak
Gerekçede, zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla ilgili olarak da şunlar dile getirildi:
“Kamu dışında görev yapan sağlık personelinin hizmet kusurları sebebiyle verdikleri zararların tazmini içinse Borçlar Hukuku’nun genel ilkeleri çerçevesinde adli yargıda tazminat davası açılabilmektedir. Ancak uygulamada, hükmolunan tazminatların ödenmesinde güçlükler çıkmaktadır. Gerçekten, hükmolunan tazminat miktarının yüksek olması durumunda, kusurlu kişinin bu tazminatı ödemeye gücünün yetmediği ve zarar görenin zararını tazmin edememesi sonucu mağdur olduğu veya tazminatı devletin ödediği hallerde rücuan tahsilin yapılamadığı haller sıkça gündeme gelmektedir. Bu sebeple, bir sigorta sisteminin getirilmesi, tazminat ödenmesinde yaşanan zorlukları ortadan kaldırarak zarar görenlerin haklarına daha çabuk ve tam olarak kavuşmalarını sağlayacağı gibi, hekimler ve devlet bakımından da bir güvence oluşturacaktır.”
 
   
 
 
 
 

Henüz bu duyuruya yorum yapılmamış

 
 

Duyuru için görüşlerinizi bildirin.

 

 

  Diğer Duyurular
SGK Başkanlığı'ndan Sağlık Uygulama Tebliği 3 Hakkında Duyuru Yayınlanmıştır
Kanser Tanılı Hastaların Farklı Branşlardaki Hastalıkları İle İlgili Faturalandırılması Hakkında SGK Duyurusu
FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON İŞLEMLERİ KOTA HESAPLAMASI HAKKINDA SGK DUYURUSU
AİDATLARIMIZI ÖDEYELİM...
Başbakanlıktan "ACİL SAĞLIK HİZMETLERİNİN SUNUMU" Konulu 2010/16 nolu GENELGE Yayınlanmıştır.